'KARBON DÜZENLEMELERİ ÇELİK SEKTÖRÜNDE KRİTİK EŞİK OLUŞTURUYOR'

'KARBON DÜZENLEMELERİ ÇELİK SEKTÖRÜNDE KRİTİK EŞİK OLUŞTURUYOR'

3.Yeşil Çelik Zirvesi (Green Steel Summit 2026), 7 Mayıs 2026’da İstanbul’daki Emaar Address Hotel’de çelik sektörünün temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede, regülasyonlar, teknoloji, enerji dönüşümü ve tedarik zinciri başlıkları ele alındı.

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve SteelData organizasyonunda gerçekleşen etkinlikte, çelik
sektöründe karbon azaltımına yönelik uygulamalar ve dönüşüm süreci sektör profesyonelleri

tarafından değerlendirildi.

Metsims CEO’su Dr. Hüdai Kara, karbon düzenlemelerinin sanayi için yeni
bir rekabet çerçevesi oluşturduğunu vurguladı. Dr. Kara, karbon düzenlemelerinin çelik
sektörü açısından kritik bir eşik olduğunu belirterek, şirketlerin en önemli adımının
emisyonları ölçen, raporlayan ve sürekli iyileştiren yönetim sistemleri kurmak olduğunu
söyledi. Kara, “Rekabet gücü yalnızca uyumla sınırlı değil. Şeffaf ve doğrulanabilir veriye
sahip olmak, müşteri güveni, finansman koşulları ve pazarda konumlanma açısından da
stratejik avantaj sağlar” dedi.

Çelik Üretiminde Karbon Yoğunluğu Üç Kat Farklılık Gösteriyor
Dr. Hüdai Kara, çelik sektöründe karbon salımının üretim yöntemine göre ciddi şekilde
değiştiğine dikkat çekti. 2024 verilerine göre, dünyada ortalama her ton çelik için yaklaşık
1,92 ton CO₂ salınıyor. Ancak kömür bazlı yüksek fırın yöntemiyle üretilen çelikte bu miktarın 2,34 tona kadar çıkabildiğini, hurda kullanılarak elektrik ark ocaklarında üretilen çelikte ise 0,69 ton seviyesinde gerçekleştiğini aktardı. Doğrudan indirgenmiş demir ve elektrik ark ocağı kombinasyonunda ise yoğunluğun 1,47 ton CO₂ civarında olduğunu belirtti.

Türkiye’nin avantajlı bir konumda olduğunu dile getiren Kara, “Ülkemizde çeliğin yaklaşık
yüzde 70’i hurda bazlı elektrik ark ocaklarında üretiliyor. Bu da kömür bazlı yüksek fırın
yöntemine ağırlık veren ülkelere kıyasla çok daha düşük karbon salımı sağlıyor” dedi.
Dr. Kara, Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) ile bu farkın ihracatta doğrudan maliyet avantajına dönüşebileceğini belirtti. “Tesislerin ve
ürünlerin gerçek emisyon verilerini doğru ölçüp belgelemeleri kritik. Bu veriler, yalnızca
uyum için değil; ihracatta maliyetleri belirlemede ve rekabette doğrudan etkili oluyor” diye
ekledi.

Yorumlar

Top